0506 951 00 72
editor@bircocukbirkalem.com

Sihirli Kağıt

“Geleceğin yazarlarının konaklama yeri”

Sihirli Kağıt

Bir varmış bir yokmuş. Develer berber iken pireler berber iken bir diyar varmış. Bu diyarın koruyucusu Mehmet ağabey bir tepenin üzerinde yaşayıp ortalığı gözlermiş. Bir suç işlendiğinde anında yetişir, bu diyardaki güvenliği sağlamaya çalışırmış.

Mehmet ağabey cesurmuş cesur olmasına ama çok kuvvetli bir silahı da varmış: Sihirli Kâğıt. Bu kâğıt üzerine ne yazarsan onu gerçeğe dönüştürürmüş. Mehmet ağabey de bu kâğıdı hep kötüleri cezalandırmak için, halka refah gelmesi için kullanırmış.

Tüm ömrünü bu göreve adayan Mehmet ağabey artık bunalmış ve bir tatil arar olmuş. Fakat yakalanmadık son bir düşmanı kalmış: Dört Başlı Ahtapot. Gözü Sihirli Kâğıt’ta olan bu ahtapot, Sihirli Kâğıt sayesinde kıskançlığını daim kılmaya çalışıyormuş. Artık onu da yakalayıp dünyayı tüm kötülüklerden arındıracak, dinlenmeyi de hak edecekmiş. Tüm planını yaptıktan sonra kâğıda Dört Başlı Ahtapot’un hapsolacağı şekilde büyük bir hapishane inşa etmesini yazmış. Ve o anda Gökkuşağı Şelale’si oluşmuş. Dört Başlı Ahtapot’un buraya hapsolmasını yazmış. Ve o anda Dört Başlı Ahtapot şelalenin renkli suları altında yıkanmaya ve arınmaya başlamış. Tüm o güzel renkler Dört Başlı Ahtapot’un başından akarken üzerine sinen tüm kötülükler de yavaş yavaş gidiyormuş.

Dört Başlı Ahtapot’u da hapseden Mehmet abi Mars’a gidip yeşil uzaylılarla dans etmeye başlamış. Dünya’nın kötülerden arınmasını kutluyormuş.

Mehmet ağabey Mars’ta kutlama yaparken Dört Başlı Ahtapot Gökkuşağı Şelalesi’nin suları altında can çekişiyormuş. “Ne yapsam da buradan kurtulsam?”  diye düşünüyormuş ama aklına da bir şey gelmiyormuş. Kenara sıkışan her canlı gibi Allah’a dua etmeye başlamış. Ve eli tepesinden akan şelalenin düştüğü kayalığa dokunmuş. O da ne? Su birden yön değiştirmiş. Elini kayadan çekip kaçmaya çalışmış ama elini kayadan çeker çekmez su gene akmaya başlamış. Elini gene kayaya değdirmiş ve su yatağından çıkıp yön değiştirmiş. Ne olduğunu anlayamamış ama bunu fırsat bilip oradan kaçmış. Şelalenin tikinin olduğunu hiçbir zaman bilemeyecekmiş ama çoktan Sihirli Kâğıt’ın peşine düşmüş bile.

Gökkuşağı Şelalesi’nden kurtulan Dört Başlı Ahtapot günlerce Mehmet ağabeyin izini sürmüş. Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş ama bir türlü Mehmet ağabeyi bulamamış. Günlerce yollarda olan Dört Başlı Ahtapot artık bunalmış. Mars’taki eğlence merkezlerine gidip kafasını dinlemek istiyormuş. Otostop çekerek Mars’a varmış. Gözüne ilk çarpan eğlence mekânına girmiş. Bir de ne görsün? Mehmet ağabey… Dans pistinde yeşil uzaylılarla dans etmekte… Hemen koşmuş koşmuş üzerine atlamış. Kâğıdı kullanamayan Mehmet Ağabey gafil avlanmış ve Dört Başlı Ahtapot onu bir yanardağın içine atmış. Fakat öyle iyiler hemen ölür mü? Ölmez. Mehmet ağabey tam aşağı düşecekken önceden Cadı’nın elinden kurtardığı bir peri imdadına yetişmiş ve onu bir taş adama dönüştürmüş. Taş adam olunca yanardağın alevinden etkilenmemiş. Yere düşer düşmez tozunu silkip tırmanıp kaçmış. Amacı Dört Başlı Ahtapot’u yakalayıp o sihirli kâğıdı kurtarmakmış. Ama ne yaparsın ki sihirli kâğıt hala Dört Başlı Ahtapot’taymış. O ne yazarsa o olurmuş ve o da kâğıda Mehmet Ağabey’i bir denize atmasını yazmış. Mehmet Ağabey denizin derinliklerine doğru batarken daha önce balık avcılarından kurtardığı bir balina onu alıp karaya çıkarmış.

Daha sonra türlü türlü oyunlar denemiş. Ne yaparsa yapsın mutlaka Mehmet Ağabey’in bir kurtaranı oluyormuş. Yılanlar, dinozorlar, aslanlar bile ona yardım etmiş. O an anlamış ki; elindeki sihirli kâğıttan bile daha güçlü bir silah var: iyilik.

8. sınıflar

Atatürk Ortaokulu

Irmak/Kırıkkale

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.