0506 951 00 72
editor@bircocukbirkalem.com

Güneş’in Işığı Çalındı

“Geleceğin yazarlarının konaklama yeri”

Güneş’in Işığı Çalındı

Günlerden bir gün Güneş Sistemi’ndeki tüm gezegenler, Güneş’in evinde beş çayında toplanmışlar. Kekler, börekler, çaylar, kahveler eşliğinde aralarında müthiş bir sohbet dönüyormuş. Güneş biraz dertliymiş “Bu aralar çok yanıyorum,” diye sızlanıp duruyormuş. Ama diğer gezegenler neşesiyle onun kederini sileceklerine eminmişler. Fakat bir de ne olsun? Çayları tazelemeye giden Güneş’in ışığını çalmasınlar mı? Birden her yer karanlık olmuş.

 

Başlamış feryat figan ağlamaya. Güneş’i sesine giden tüm gezegenler onu sakinleştirmeye çalışıyormuş ama o, durmadan Dünya’yı suçluyormuş. Fakat diğer gezegenler, Dünya’ya sahip çıkmış. Dünya’nın yanlarından hiç ayrılmadığını söylemişler Güneş’e. “Bu işte çok başka işler var,” demişler. Ama önce şu karanlığın bir çaresine bakmalı diye karara varmışlar. Ve başlamışlar başka bir ışık aramaya. Ama bir türlü başka bir ışık bulamamışlar. Güneş’in ışığının boşluğunu nasıl doldursunlar? Ama ışıksız da bir şey yapamayacaklarını da bildikleri için boşluğa çıkmışlar. Her biri bambaşka yerlere sapmış. El yordamıyla Güneş’in ışığını aramaya başlamışlar. Başka çareleri yokmuş.

 

Onlar ışığı arayadursun ışığı çalan yeşil bir uzay devinden başkası değilmiş. Adı Hipotolakarpuz olan bu tek gözlü, tek kaşlı, sekiz kollu iğrenç yaratık Güneş’in ışığını üzerine giyip güzelleşmek istiyormuş. Hem de Güneş ışığı olmadan, diğer canlıların çok zorlanacağını bile bile…

 

Üzerine ışığı giydikten sonra, spor yapıp daha da güzelleşmek istemiş. Bunun için de en güzel yerin Jüpiter’in Halkası olduğunu çok iyi biliyormuş. Tüm güzelliğiyle başlamış halkanın etrafında koşmaya. Koşmuş, koşmuş, koşmuş. O kadar çok koşmuş ki artık adım atacak dermanı kalmamış. Ama bir an evvel de fit bir duruma gelip daha da güzel olmak istiyormuş. İyice hırslanıp koşmaya devam etmiş. Takati iyiden iyiye tükenen Hipotolakarpuz’un ayağı kaymış ve boşluğa yuvarlanmış. Hem de nereye düşsün? El yordamıyla Güneş’in ışığını arayan Satürn’ün tepesine… O hengâmede üzerinden çıkan ışığı da yutmasın mı?

 

Işığı yutan dev ağırlıktan hiç kıpırdayamaz hale gelmiş. Neredeyse ölecekmiş. Işıksız hayatları çok zorlaşan Satürn de ışığı kurtarmayı çok istiyormuş. Bunun için de Hipotolakarpuz ile Satürn kafa kafaya vermişler. Doktor çağırmayı düşünmüşler ama bu karanlıkta doktor onları bulamazmış. Derken Satürn’ün aklına bir fikir gelmiş. Akşam çocuğuna götürmek için Güneş’in evinde peçeteye sardığı kurabiyeleri çıkarmış cebinden. Güneş ışığı olmadığı için bozulan kurabiyeleri… Onları Hipotolakarpuz’a yedirmiş. Bozuk kurabiyeleri yedikten sonra Hipotolakarpuz kusmaya başlamış. Tüm yedikleriyle bir Güneş’in ışığını da çıkarmış dev. Satürn ışığı alır almaz koşup Güneş’e yetiştirmiş. Ve tüm sistem yeniden aydınlanmaya başlamış. Ölümden dönen Hipotolakarpuz kendine gelmiş. Bencillik ettiğini anlamış. Yaptıklarına çok pişman olmuş ve herkesten tek tek özür dilemiş. Güneş Sistemi de onu affetmiş. Bir sonraki beş çayına onu da davet etmişler.

 

Hipotolakarpuz, güzelliğin paylaşınca daha da güzel olduğunu bu olayla anlamış.

7. Sınıflar

Atatürk Ortaokulu

Irmak/Kırıkkale

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.